Tüm şehit anne ve babaları! Tüm şehitlerin yoldaşları!
Tarihimizde şimdiye kadar ülke içinde ve dışında birçok şehit verdik. Halkımız şehitlerin halkıdır. Onların acısı budur. Biz bu acının üstünde büyüdük.
Şehitlerden önce içinde olduğumuz yaşam neydi? Biz yaşadığımızı sanıyorduk, ama derinliğine baktığımızda gerçekten ölü olan bizdik. İnsan kendi durumuna baksa, kesinlikle biz yaşamı temsil ediyoruz diyemez. Ölüm nedir? Eğer şerefli, seni yücelten, sana ait olan bir yolda değilsen, kesin vurulursun. Fakat sen de bu biçimdeki bir ölüme karşılık verirsen tamamdır. Zaten diğer biçimiyle ölümün fazla bir değeri olamaz. Eğer insan büyük bir amaç uğruna tüm yaşamını sonuna kadar adarsa ve bu yolda şahadete ulaşırsa buna ölüm denilemez.
Bu yaşamdır ve yaşamın kendisidir. Biz bunun için diyoruz ki burada gerçekleşen yaşamdır. Bu yolda düşen şehitler ölümsüzdür. Bu gerçektir ve doğrudur. Niye doğrudur? Çünkü sen düşmanın her türlü zoru altında, her türlü hükmü altındasın ve seni her gün yerin altına koyuyor, her gün şerefsiz hale getiriyor. Bu hüküm, bu düzen altında yaşam ölümden bin kat daha kötüdür. Ve bizim yaşamımızda böyleydi. Bu, dirildiğimiz, şehit vermeye başladığımız ana kadar da böyleydi. Onun için insan, "o yaşamadı ve PKK şehitleri ölmüştür" diyemez. PKK'nin ilk şehitlerinden bugüne kadar ki şehitler halkasına baktığımızda şu gerçek ortaya çıkıyor; ülke kansız, şehitsiz kurtarılmaz. En zor olay insanın şehit vermesidir ve biz de bunu yaptık.
Haki'yi şehit verdiğimiz zaman sanki dünya başımıza yıkıldı. Sanki gök üstümüze ters döndü. Sorun hazır olmadığımız bir anda bir arkadaşın aramızdan ayrılması değildi. Sorun, dökülen kana nasıl sahip çıkılacak? İlk atılan adımlar devam ettirilecek mi, ettirilmeyecek mi? Oluşturduğu birlik yürüyecek mi yürümeyecek mi? Yıkılacak mısın, yıkılmayacak mısın? Eğer burada kendi şehitlerinin kanı üzerinde durmazsan, onların kanına sahip çıkmazsan, ondan sonra nefes bile alamazsın. Düşman üzerimize geldiği ve ilk yoldaşlarımızı şehit ettirdiğimizi zaman amacı şuydu; kendimizi uzaklaştıralım, pişman olalım, eski yaşamımıza dönelim. Biz bunu başlangıçta fark ettik. Arkada devlet var ve her yönüyle üzerimize geliyor. Bizde kan üzerinde yürüyeceğiz, mücadelemizi daha da yayacağız, genişleteceğiz, bir adım daha ileriye atacağız. Bunun dışında şehitlerin anısına sahip çıkamazdık ve öyle de yaptık. Orada insan tek bir şey söyleyebilirdi: İlk şehidimizin anısına bağlılığın bir gereği olarak PKK'yi kuracağız ve ilan edeceğiz dedik. Ne kadar yetersizliklerimiz de olsa ne kadar hazır da olmazsak, Parti'yi Partîya Karkerên Kurdistan'ı ilan edeceğiz dedik. Onların anısına sahip çıkmak ancak PKK'yi ilan etmekle mümkündü. Başka türlü anıya sahip çıkılamazdı ve öyle de yaptık. Şimdiye kadar ispatlanan şu oldu; kendi şehitlerinin anısına yerinde ve zamanında mücadeleyi yükselten, anılarına anında sahip çıkan büyük bir davanın sahibi, yürütücüsü olur. Onlar bütün halkın yaşamı olurlar.
Kendi tarihimiz üzerinde bir kez daha durduğumuzda, yine Parti tarihi üzerinde durduğumuzda, rahatlıkla bu tarih şehitlerin tarihidir diyebiliriz. Bu tarihi kendi kanlarıyla yazanlar şehitlerin kendileridir. Belki bazıları kötü yola girer, bazıları kendilerini kandırır, kendileriyle oynar, bazıları belki döner ama, şehitler için dönmek yoktur. Şehitler için düşmek, şehitler için teslim olmak, şehitler için korku yoktur. Bunun için de diyoruz ki, bizim esas ve daimî önderlerimiz şehitlerimizin kendisidir. Eğer tamamen şehitlerine dayanarak kalkıyorsan bu böyledir. Kendi şehitleri üzerinde ucuzca duran, onları erken unutan, anılarına sahip çıkmayanlardan daha namussuz kimse yoktur. Kendi şehitleri kanı üzerinde küçük hesaplar yapan, onları hem unutan, hem de basit bir yaşam peşinde olan, bunu onların kanı üzerinde yapmak isteyen kötünün en kötüsüdür. Şehitler kalkmaz, buna tenezzül de etmezler fakat, kendisini tanıyan bir insan, onların yoldaşıyım diyen bir insan, her şeyden önce onların anısına sahip çıkmalıdır. Belki her türlü yetersizliğe girebilirler; fakat şehitlerin emirleri karşısında yüzde yüz yürünecektir. İnsan şehitleri böyle anmalıdır. Şimdiye kadar yürüttüğümüz önderlik altında şehitlerimizi asla unutmadık. Ne kadar farklı yaşam yolları önüme çıkmışsa da şehitlerimizin yolunda yürümek için buna yüz çevirdim. İlk ve en büyük eylemim bir şehidi kaldırmaktı. Ankara'da onu düşmanın elinden alalım dedik. Bir Kürt şehidiydi. Gittik zorla düşmanın başkentindeki mezarlıktan aldık, ona bir tabut yaptırdık. Tabii etrafımız polislerle dolmuştu. Şehidin babası ve ben o şehidi Ankara'dan ülkeye kadar getirdik. Yaklaşık on bin kişiyle birlikte şehitle birlikte yürüdük. PKK'yi böyle başlattık ve ondan sonra da kendimizi bu biçimde şehitlerimize bağladık ve bugüne kadar ulaşabildik.
PKK şehitleri böylesi bir ortamda doğdu. İnsan şehitleri unutmaz ve unutmamalıdır. Bu hatırlayıp ağlamak değildir. Şehitlerin huzurunda PKK'de ağlamak ayıptır! İnsan şehitlerin huzurunda kendisini güçlendirmelidir. Ancak böyle yapılırsa şehitleri andık diyebiliriz. "Şöyle biriydi, şöyle yürüyordu, şöyle konuşuyordu" denilmemelidir. Şehitleri anmak böyle olamaz. İnsan gece gündüz şehitlerle birlikte olur. Bu şu anlama geliyor; nefes nefese her an güç büyütmek, savaşı yükseltmektir.
Biz her zaman şunu söylüyoruz; kendinizi güçlendirmek istiyorsanız şehitlerimizi temsil edin! Ben bir şehit için, PKK'li de değildi fakat, ona sahip çıktık dedim. Halkı ayağa kaldırdık. İlk şehidimizin anısını yerine getirdik; PKK'yi ilan ettik. Şehit Mazlum'u andık; ülkeye erken dönüşü gerçekleştirdik. Şehit Mahsum KORKMAZ'ı andık; eskiden ülkede on kişi barınamıyordu, silahlı 50 kişi, 100 kişi gece gündüz kalacağız ve kesinlikle çıkmayacağız dedik. Önümüzdeki yıllarda, onların anısına amacımıza ulaşacağız diyorum. Agit'in anısını böyle yerine getireceğiz dedik. Nasıl? Gücü on misline ulaştırarak. Gerilla oluştu ona sahiplik ettik. Şehit düşenler bunu yerine getirdiler. Bizim en büyük görevimiz; gece gündüz demeden mücadelemizi güçlendireceğiz dedik. Madem hedef budur, ne kadar yokluk olursa olsun yeniyi yaratacağız dedik. Her şeyden önce şehitlerin yaşamı bizim için bir emirdir. Biz onların emirleri doğrultusunda yürüdük. Ben mücadeleyi bu aşamaya vardırdım. Bu neyi ispatlıyor? En büyük kuvvet şehitlerdir. Ben bunu söylüyorum. Benim şehitlere olan bağlılığım, ortaya çıkardığım mücadele ve yürüttüğüm iştir. İnsan kendi yoldaşının kanını unutamaz. Unutmak, insanın yanlışlıklara girmesidir, erken düşmesidir ve erken şehit olmasıdır.
Şehitlerin istediği yaşam nedir? Erken düşmeyeceksin, çok gelişeceksin, gün be gün düşmanı vuracaksın, ondan alan kurtaracaksın. Şehitlere bağlılık gerçekten budur. Onlar: "Biz mücadeleyi belli bir aşamaya kadar getirdik, bundan sonra siz devam ettireceksiniz ve erken şehit düşmeyin" diyorlar. Şehitler bize şunu emrediyorlar; "daha erken yürüyün, yanlışlıklara, eksikliklere fazla düşmeyin. Bizi düşüren eksiklikler farklıydı ama, düşürdüler, siz düşmeyin" diyorlar. "Bizim dönemimiz dardı, olanaklar da azdı. Bundan sonra imkanlarınız çoktur. Bizim kanımız üzerinde imkanlar çoğalmıştır. Biz kan verdik, siz de üzerinde yürüyün" diyorlar. Bu, onların emirleri, manevi komutanlıkları altında yürünmesi anlamına geliyor. Bunun dışında insan hiçbir şey anlayamaz. Eğer bağımsızlığı, özgürlüğü yaratmak istiyorsak, tamamen Kürdistan şehitlerinin, PKK şehitlerinin etrafında kenetlenmeliyiz ve kendimizi bir güç haline getirmeliyiz. O arkadaşlar ki her biri birer kahraman gibi. Onları kelimelerle ifade etmek olanaksızdır. Onları erken unutmak, onlar için gittiler demek büyük bir hakarettir. Şehitler karşısında içine girilebilecek en büyük namussuzluktur. Her bir arkadaşımız şehit düştüğünde bizde yaşamla ölüm içi çe gelip eşitleniyor. PKK'nin yaşamında ortaya bir şey çıkardık; ölü kimdir, yaşayan kimdir? Kalan arkadaşlar ve tüm Kürdistan halkı şehitlerin amaç ve arzularını yerine getirmezlerse yaşama hakları yoktur. Benim yeminim böyledir. Ve onların yolunda onlarca şehit vereceğiz. Halk ölüm korkusundan kurtuluyor ve kendilerini şehitlere ulaştıracaklar.
Eskiden mesafeler birbirinden çok uzaktı. Öleni erken unutuyorlardı, kalanlar da zaten kendilerini ölümden çok uzak tutuyorlardı. Fakat bu bir aldatmacaydı. Kendi mücadelemizle bu gerçeği ortaya çıkardık. Bizim mücadelemizde ne ölüm öyle ölümdür, ne de yaşam öyle yaşamdır. Ne biz öyle bir yaşamı kabul ederiz, ne de öyle bir ölümü kabul ederiz. Bir yerde ölümü ortadan kaldırdık. O sahte yaşamı ortadan kaldırdık. Olanca gücümle her şeyi yapacağım. Şehitlerin istedikleri, verdikleri son nefes ne uğrunaydı? Geriye kalanlar da canlarını sizler uğruna vermesini bilecekler. Ölümleri sizin uğrunuza olacaktır. Yaşamları da yine sizin içindir. Şehitleri tanıyan biri, şehitlerin yoldaşı olmak isteyen biri bundan başka bir şey diyemez, başka yeminler içemez.
PKK şehitlerinin döktüğü kan bizim içindir ve onlar bizim şehitlerimizdir. Bir kabile-aşiret veya bir ailenin şehitleri değildir. %100 Kürdistan halkının şehitleridirler.
Şehitleri en doğru şöyle anmak gerekir; bugün sizin bir Kürdistan, özgür bir halk ve diğer halklarla kardeşliği sağlanmış bir toplum yaratmaktır. Bu görevi tam yerine getirirsek şehitleri anmış olacağız. Şimdiye kadar şehitlerin yolunda yürüdüğüme inanıyorum. PKK'yi şehitlerin yolundan yürüttüm ve bugün Kürt halkını da şehitlerin yolunda ayağa kaldırdım. Bundan sonra PKK'de eskisinden daha fazla şehitlere yoldaşlık yapacağız. Halk ayaklanmalarıyla şehitlerin yaşamını sürdüreceğiz. Her zaman, PKK şehitleri ölümsüzdür ve doğru yaşam şehitlerin kendileridir diyorum.
PKK Genel Sekreterliği
26 Mart 1990
